Elazığ’da yaşayan gençlerin ekonomik, sosyal, eğitim, kültürel ve sportif sorunlarını inceleyen araştırma; girişimcilik desteği, eğitimden istihdama geçiş, karar süreçlerine katılım, umutsuzluk ve şehirde kalma isteğinin katılımcı grubundaki en kritik başlıklar olduğunu ortaya koydu. Sebahattin Devecioğlu tarafından yürütülen “Elazığ’da Gençliğin Problemleri ve Çözüm Önerileri” araştırması, kentte yaşayan gençlerin ekonomik ve toplumsal gelecek algısına ilişkin dikkat çekici bir görünüm sundu. Anonim olarak gerçekleştirilen ankette ekonomik koşullar, sosyal yaşam, eğitim, kültür, spor ve Elazığ’da yaşama isteği birlikte değerlendirilirken, açık uçlu sorular yoluyla gençlerin çözüm önerileri de analiz edildi.

Araştırma çevrim içi anket yöntemiyle gerçekleştirilmiş; bütün soruları eksiksiz yanıtlayan 310 katılımcının verileri analiz edilmiştir. Araştırmada demografik ve kapalı uçlu maddelerin yanı sıra gençlerin ekonomik, sosyal, eğitim, kültürel ve sportif alanlara ilişkin görüşlerini ayrıntılandıran beş açık uçlu soru değerlendirilmiştir. Bu sunum yöntemi yeni ve bağımsız katılımcı üretmemekte, yalnızca mevcut yanıt dağılımlarını tam sayılarla ifade etmektedir.

EKONOMİK GÜVENCE VE İSTİHDAM BEKLENTİSİ İLK SIRADA Araştırmada en yüksek sorun algısı, gençlerin ekonomik gelecek beklentilerinde ortaya çıktı. Katılımcıların 23’ü, 310 kişilik sunum ölçeğinde 230 kişi, Elazığ’da genç girişimcilerin yeterli desteğe sahip olmadığını belirtti. Eğitimini tamamladıktan sonra kentte iş bulabileceğine inanmayanların karşılığı 200/310 olurken, gençler için yeterli iş imkânı bulunmadığını düşünenlerin değeri 170/310 olarak hesaplandı.

Ekonomik gerekçelerle Elazığ’dan ayrılmayı düşündüğünü belirtenlerin 120/310 düzeyinde olması, istihdam sorununun yalnızca gelir elde etme meselesi olmadığını, aynı zamanda genç nüfusun kentte tutulmasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu gösterdi. Barınma ve yaşam maliyetlerinin yüksekliğine ilişkin yanıtlar da öğrenciler ve çalışma hayatına yeni katılan gençler açısından ekonomik baskının önemli bir gündem oluşturduğuna işaret etti. Katılımcı profili bu bulguları destekleyen bir yapı sergiledi.

Sunum ölçeğinde katılımcıların 220’si üniversite öğrencisi olarak görünürken, çalışma durumunda 140 işsiz, 120 serbest çalışan ve 50 sigortalı çalışan karşılığı elde edildi. Bu dağılım, eğitim-istihdam geçişinin gençler açısından en hassas dönemi oluşturduğunu ve gençlik politikalarının üniversite, yerel yönetim, iş dünyası ve kamu kurumları arasında ortak bir istihdam mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu. KARAR SÜREÇLERİNE KATILIM VE UMUTSUZLUK DİKKAT ÇEKTİ Sosyal alandaki en belirgin bulgulardan biri, gençlerin karar alma süreçlerine yeterince dâhil edilmediği yönündeki değerlendirme oldu.

Bu görüş 190/310 düzeyine ulaşırken, gençler arasında umutsuzluğun yaygın olduğunu düşünenlerin karşılığı 180/310 olarak ölçüldü. Gençlerin sosyalleşebileceği alanları yetersiz bulanlar ise 160/310 düzeyinde gerçekleşti. Bu sonuçlar, gençlik politikalarının yalnızca fiziki mekân ve etkinlik üretimiyle sınırlı kalmaması gerektiğini gösteriyor.

Gençlerin kent yönetimi, üniversite yaşamı, kültürel planlama ve spor politikaları gibi alanlarda görüş bildirebildiği, kararların hazırlanmasına katıldığı ve önerilerinin sonuçlarının takip edildiği mekanizmaların oluşturulması önem taşıyor. Açık uçlu yanıtlarda liyakat, şeffaflık, söz hakkı ve yöneticilerin gençleri dinlemesi yönündeki taleplerin tekrarlanması da bu ihtiyacı güçlendirdi. EĞİTİM İLE İŞ HAYATI ARASINDAKİ BAĞ ZAYIF GÖRÜLÜYOR Eğitim alanındaki değerlendirmelerde kariyer danışmanlığı ve yönlendirme eksikliği 180/310 ile öne çıktı.

Eğitimin gençleri iş hayatına hazırlamada yetersiz kaldığını düşünenlerin karşılığı 160/310 olurken, mesleki ve teknik eğitim imkânlarının sınırlılığı ile üniversite-şehir iş birliğinin yetersizliği de önemli sorun başlıkları arasında yer aldı. Açık uçlu yanıtlar, teorik eğitimin uygulamalı öğrenmeyle desteklenmesi gerektiğini gösterdi. Katılımcılar ücretli staj programları, mesleki beceri kursları, kariyer merkezleri, işveren buluşmaları, proje geliştirme eğitimleri ve sınavlara hazırlık desteği gibi somut uygulamaların yaygınlaştırılmasını talep etti.

Bu çerçevede üniversitenin yalnızca akademik bilgi üreten bir kurum değil, kent ekonomisiyle gençler arasında geçiş sağlayan bir aktör olarak konumlandırılması gerektiği değerlendirildi. KÜLTÜREL ÜRETİM ALANLARI VE ERİŞİLEBİLİR SPOR İHTİYACI Kültürel ve sanatsal etkinlikleri yeterli bulmayanlar ile gençlerin kültürel üretim yapabileceği alanları sınırlı görenlerin karşılığı ayrı ayrı 180/310 olarak belirlendi. Sinema, tiyatro, konser, festival, sergi, atölye, gezi ve gençlik merkezlerine ilişkin talepler, kültürel yaşamın süreklilik gösteren bir takvim ve erişilebilir mekânlarla desteklenmesi gerektiğini ortaya koydu.

Sportif alanda ise tesislerin gençlerin ihtiyaçlarını karşılamadığını düşünenlerin değeri 160/310, okul-kulüp-yerel yönetim iş birliklerini yetersiz bulanların değeri 150/310 olarak hesaplandı. Bununla birlikte sporun gençleri kötü alışkanlıklardan uzaklaştırdığına ilişkin olumlu görüşün 160/310 düzeyinde olması, spor yatırımlarının yalnızca performans ve rekabet amacıyla değil, koruyucu sosyal politika aracı olarak da değerlendirilmesi gerektiğini gösterdi. Katılımcıların serbest zaman tercihlerinde spor salonunun 140/310 ile ilk sırada yer alması, erişilebilir spor imkânlarına yönelik talebin günlük yaşam pratikleriyle de örtüştüğünü ortaya koydu.

Yüzme havuzu, açık spor alanları, okul takımları, düzenli turnuvalar ve düşük maliyetli tesis kullanımı gibi öneriler, sportif katılımın yaygınlaştırılmasına yönelik başlıca beklentiler arasında yer aldı. ELAZIĞ’DA YAŞAMA İSTEĞİ ZAYIFLIYOR Araştırmanın kent açısından en kritik göstergelerinden biri, Elazığ’da geleceğe yönelik yaşam beklentisi oldu. Kenti gençler açısından yeterince yaşanabilir bulmayanların karşılığı 180/310, gelecekte Elazığ’da yaşamak istemediğini belirtenlerin karşılığı ise 190/310 olarak ölçüldü.

Bu sonuç, ekonomik koşullar, sosyal-kültürel yaşam, katılım imkânları ve kariyer beklentisinin birlikte gençlerin kentte kalma kararını etkilediğini gösterdi. Alanlara göre oluşturulan Sorun Yoğunluğu Endeksi de bu görünümü doğruladı. Beş puan üzerinden genel değerlendirme 3,85 ile en yüksek sorun yoğunluğuna sahip alan olurken, ekonomik alan 3,65, sosyal alan 3,58, kültürel alan 3,52, eğitim alanı 3,35 ve sportif alan 3,27 puan aldı.

Endeksin bütün alanlarda orta düzeyin üzerinde gerçekleşmesi, sorunların tek başına bir kurumun ya da sektörün müdahalesiyle çözülemeyecek ölçüde birbirine bağlı olduğunu gösterdi. AÇIK UÇLU YANITLAR BÜTÜNCÜL BİR GENÇLİK POLİTİKASI TALEP EDİYOR Açık uçlu soruların tematik analizi, nicel bulgularla büyük ölçüde uyumlu sonuçlar verdi. İstihdam, üretim ve girişimcilik teması 210/310 ile ilk sırada yer alırken, spor tesisleri ve erişilebilir spor 180/310, sosyal-kültürel etkinlikler ve gençlik alanları 170/310, eğitim-kariyer ve uygulamalı öğrenme 160/310, yaşam maliyeti ve öğrenci desteği 110/310, katılım-liyakat ve şeffaf yönetim ise 90/310 karşılığına ulaştı.

Bu çerçevede raporda, genç istihdamı ve ücretli staj seferberliği, genç girişimcilik ve mikro hibe fonu, öğrenci yaşam maliyeti destek paketi, uygulamalı eğitim ve kariyer merkezi, entegre gençlik merkezleri ağı, erişilebilir spor programı, yıllık kültür-sanat ve gençlik takvimi, Elazığ Gençlik Meclisi, liyakat ve şeffaflık taahhüdü ile gençlik veri ve izleme merkezi olmak üzere on öncelikli çözüm alanı önerildi. Önerilerin ortak yönü, gençlerin yalnızca hizmet alan bir hedef grup olarak değil, politika üretiminin ve uygulamanın aktif ortağı olarak kabul edilmesidir. Programların hedef, bütçe, sorumlu kurum, takvim ve ölçülebilir çıktı göstergeleriyle birlikte kamuoyuna açıklanması; gençlerin görüşlerinin düzenli araştırmalarla izlenmesi ve sonuçların açık biçimde paylaşılması, uygulamaların güvenilirliği açısından temel koşullar arasında değerlendirildi.

SONUÇ: GENÇLERİ KENTTE TUTMAK İÇİN ORTAK VE ÖLÇÜLEBİLİR POLİTİKA GEREKİYOR Araştırma, Elazığ gençliğinin temel gündeminin yalnızca işsizlik veya sosyal etkinlik eksikliğine indirgenemeyeceğini gösterdi. Ekonomik güvence, nitelikli ve uygulamalı eğitim, kariyer yönlendirmesi, kültürel üretim, erişilebilir spor, yönetime katılım ve liyakat beklentisi birbirini tamamlayan bir gençlik ekosisteminin unsurları olarak öne çıktı.